Gliserin ve Cilt Bariyeri: Humektanların Bariyer Üzerindeki Etkisi
Öne Çıkan Bilgiler
- Gliserin, stratum corneum'da %5–10 konsantrasyonda uygulandığında TEWL'yi 24 saat içinde ölçülebilir biçimde azaltır; klinik çalışmalar %20–30'a varan düşüş bildirmiştir.
- Humektanlar yalnızca su çekmez; gliserin aynı zamanda aquaporin-3 (AQP3) kanallarını düzenleyerek transmembranal su transportunu optimize eder.
- Gliserin, ceramide sentezini teşvik eden enzim aktivitesini artırarak bariyerin lipid matrisini yapısal olarak güçlendirir; bu etki emollient veya oklusif ajanlarla kombinasyonda katlanarak artar.
- CIRÈLL'in Biomimetik Tribarrier Sistemi, gliserini ceramide ve kolesterol ile sinerjik oranlarda birleştirerek bariyeri tek bileşen stratejilerinden daha kapsamlı biçimde onarır.
Gliserin Nedir ve Cilt Kimyasındaki Yeri Neresidir?
Gliserin (IUPAC adı: propan-1,2,3-triol), üç hidroksil (-OH) grubu taşıyan küçük bir poliol molekülüdür. Bu yapı, su molekülleriyle güçlü hidrojen bağı kurmasını sağlar; dolayısıyla gliserin hem ortam nemini çekebilir hem de stratum corneum'un kendi serbest suyunu tutabilir. Biyoteknoloji, sabun üretimi ve fermantasyon gibi farklı endüstriyel yollarla elde edilen gliserin, kozmetik formülasyonlarda en yaygın kullanılan aktif bileşenler arasında yer alır.Bissett, 2008
Humektanlar, nemi ortamdan veya derinin alt katmanlarından çekerek stratum corneum'da tutan maddeler olarak tanımlanır. Hiyalüronik asit, panthenol, üre ve gliserin bu sınıfın başlıca üyeleridir. Ancak gliserin, molekül ağırlığının düşüklüğü sayesinde hem epidermise nispeten hızlı penetre olabilir hem de formülasyon stabilitesini artıran bir çözücü rolü üstlenir. Bu çift işlev, onu diğer humektanlardan farklı kılar.
Aquaporin-3 ile Bağlantısı
Epidermiste su taşınması büyük ölçüde aquaporin (AQP) kanalları aracılığıyla gerçekleşir. AQP3, yalnızca su değil, gliserol (gliserin) moleküllerini de geçirebilen bir "aquaglyceroporin"dir. Yapılan çalışmalar, topikal gliserin uygulamasının AQP3 ekspresyonunu düzenlediğini ve böylece hücre içi hidrasyonun daha etkin korunmasına katkı sağladığını göstermektedir.Hara & Verkman, 2002 Bu bulgu, gliserinin yüzeysel bir nem tutucu olmanın ötesinde, epidermal biyokimyayı derinden etkilediğine işaret eder.
Cilt Bariyeri Nasıl Çalışır ve Humektanlar Neden Kritiktir?
Cilt bariyeri, öncelikle stratum corneum'da işlev görür. "Tuğla ve harç" modeliyle tarif edilen bu yapıda tuğlalar korneositler (ölü keratinosit hücreler), harç ise ceramide, kolesterol ve serbest yağ asitlerinden oluşan lipid lamellerdir. Bu lamel yapısı su geçirgenliğini minimize ederek vücut suyunun buharlaşmasını (TEWL) önler ve dış irritanlara karşı fiziksel bir kalkan oluşturur.
Humektanlar bariyere iki temel katkı sağlar: İlk olarak stratum corneum'un su içeriğini artırarak korneositlerin plastisitesini ve esnekliğini korur; dehidrate bir bariyer fiziksel olarak çatlar ve boşluklar oluşur. İkinci olarak, bazı humektanlar — özellikle gliserin — lipit sentezini uyaran sinyal yolları üzerinde doğrudan bir etki gösterir. Nem kaybını anlamak bu nedenle bariyeri anlamakla eşdeğerdir.
Natural Moisturizing Factor (NMF) ile İlişki
Stratum corneum'un "kendi nem sistemi" olan Natural Moisturizing Factor (NMF), serbest amino asitler, laktik asit, üre ve küçük organik moleküllerden oluşur. Gliserin, NMF bileşenlerini taklit eden veya onları destekleyen bir etki profili sergiler; bu nedenle bariyer bütünlüğünü koruyan formülasyonlarda NMF benzeri bileşenlerle sinerji oluşturması, bilimsel literatürde iyi belgelenmiş bir bulgudur.Rawlings & Harding, 2004
Gliserinin TEWL Üzerine Klinik Kanıtları
Transepidermal su kaybı (TEWL), bariyer işlev bozukluğunun en nesnel biyomarkerlarından biridir. TEWL yükseldikçe bariyer zayıflamış, TEWL düştükçe bariyer güçlenmiş demektir. Gliserin içeren formülasyonlarla yapılan randomize kontrollü çalışmalar, hem sağlıklı hem de bariyer işlev bozukluğu olan bireylerde TEWL'de istatistiksel olarak anlamlı azalmalar saptamıştır.Fluhr et al., 2008
Atopik dermatit hastalarında yapılan bir çalışmada, günde iki kez uygulanan %5 gliserin içerikli losyonun 4 hafta sonunda TEWL değerlerini kontrol grubuna kıyasla ortalama %27 oranında düşürdüğü ve transepidermal hidrasyon skorlarını iyileştirdiği raporlanmıştır. Bu bulgular, gliserinin yalnızca semptomatik değil, mekanistik düzeyde bariyer onarımına katkıda bulunduğunu göstermektedir.Rawlings & Harding, 2004
Yüksek Konsantrasyonun Riski: Tersine Etki Mümkün mü?
Gliserin konsantrasyonu %50'nin üzerine çıktığında osmotik gradient tersine dönebilir: Ortam çok düşük nemde ise gliserin, dış ortamdan nem çekmek yerine stratum corneum'un kendi suyunu çekerek dehidrasyona yol açabilir. Bu paradoks, özellikle kuru ve düşük nemli ortamlarda yüksek konsantrasyonlu saf gliserin kullanımında gözlemlenir. Formüle edilmiş ürünlerde bu sorun, emollient ve oklusif bileşenlerle dengelenerek kontrol altına alınır.
Gliserin ve Ceramide: Bariyer Onarımında Sinerjik Kombinasyon
Ceramide, cilt bariyerinin lipid matrisinin yaklaşık %50'sini oluşturur ve su geçirgenliğini kontrol eden temel yapı taşıdır. Gliserin ile ceramide farklı mekanizmalar üzerinden etki ettiğinden ikisinin kombinasyonu, tek başına kullanımdan çok daha kapsamlı bir bariyer desteği sağlar: Gliserin stratum corneum'un su içeriğini artırırken ceramide lipid lameller arasındaki boşlukları kapatır.
In vitro çalışmalar, gliserolün seramid sentez enzimlerini (özellikle seramid glukosilfransferaz) aktive ettiğini göstermiştir; bu, topikal gliserinin lipid üretimini endojen olarak teşvik ettiği anlamına gelir.Bissett, 2008 Bariyer onarım protokollerinde bu bilgi pratik bir karşılık bulur: Ceramide içeren bir bariyer kremini gliserin içeren bir serum veya tonerle katmanlı kullanmak, hem nem tutmayı hem de yapısal bariyer onarımını eş zamanlı destekler.
Kolesterol ve Serbest Yağ Asitleriyle Üçlü Destek
Optimum bariyer onarımı için ceramide, kolesterol ve serbest yağ asitlerinin 1:1:1 molar oranında bulunması gerektiği bilinmektedir. Gliserin bu üçlüye dördüncü bir boyut ekler: Lipid lamellerinin su aktivitesini stabilize ederek kristal yapılarının bütünlüğünü korur. CIRÈLL'in Biomimetik Tribarrier Sistemi, tam da bu biyomimetik anlayışla tasarlanmış olup gliserini ceramide, kolesterol ve destekleyici aktiflerle sinerjik oranlarda bir araya getirir.
Farklı Cilt Tiplerinde Gliserin Kullanımı
Gliserin, cilt tipi ayrımı gözetmeksizin güvenle kullanılabilen nadir aktiflerden biridir. Ancak her cilt tipi için optimizasyon noktaları farklıdır:
Kuru ve dehidre ciltler: Dehidre ciltler için gliserin birincil nemlendiriciler arasında yer alır; ancak sadece gliserinle sınırlı kalmak yeterli değildir. Emollient ve oklusif bir üst katman (ceramide içerikli krem veya squalane) eklemek, çekilen nemin buharlaşmasını önler.
Yağlı ve akneli ciltler: Yağlı cilt sahibi bireyler sıkça nemlendiriciyi atlamak ister; oysa bariyer işlevi bozulmuş bir yağlı cilt, aşırı sebum üretimiyle bu açığı kapatmaya çalışır. Hafif, yağsız bir formülasyondaki gliserin bu döngüyü kırar ve sebum regülasyonunu destekler.
Hassas ve reaktif ciltler: Hassas ciltlerde bariyer permeabilitesi arttığından irritanlar daha kolay penetre olur. Gliserin bu ortamda antiinflamatuvar etkisi zayıf olmakla birlikte bariyeri güçlendirerek irritan penetrasyonunu dolaylı olarak azaltır ve reaktiviteyi düşürür.
Yaşlanan ciltler: İleri yaşla birlikte NMF konsantrasyonu, ceramide üretimi ve AQP3 ekspresyonu düşer. Gliserin bu üç eksikliği kısmen karşılar; özellikle retinol gibi bariyer üzerinde geçici bir yük oluşturabilecek aktiflerle birlikte kullanıldığında bariyer tampon kapasitesini korur.
Gliserin Hangi Aktiflerle Kombinlenmelidir?
Gliserinin bariyer üzerindeki etkisi, doğru kombinasyonlarla katlanarak artırılabilir. Aşağıdaki tablo, klinik ve formülasyon verilerine dayalı en kanıtlı kombinasyonları özetlemektedir:
| Kombinasyon Aktifi | Mekanizma | Sonuç |
|---|---|---|
| Ceramide | Lipid matrisi onarır, gliserin su aktivitesini stabilize eder | Hem yapısal hem hidrasyonel bariyer desteği |
| Panthenol (Pro-Vitamin B5) | Keratinosit proliferasyonunu artırır, antiinflamatuvar | Onarım hızlanır, tahriş azalır |
| Squalane | Oklusif etki, TEWL'yi fiziksel olarak engeller | Gliserinin çektiği nemi kilitler |
| Niacinamide | Ceramide ve involucrin sentezini artırır | Sinerjik bariyer güçlendirme, pore görünümü azalır |
| Hyaluronik Asit | Farklı molekül ağırlıklarında çok katmanlı nem tutma | Yüzeysel ve derin hidrasyon birlikte korunur |
Panthenol, yukarıdaki kombinasyonlar içinde özellikle dikkat çekicidir: Hem humektan hem de keratinosit-stimülan özellikleri sayesinde gliserin ile güçlü bir sinerji oluşturur. Bu ikiliyi içeren formülasyonlar, başta atopik cilt ve bariyer hasarı olmak üzere çeşitli klinik senaryolarda etkinliklerini kanıtlamıştır.Camargo et al., 2011
Gliserin Uygulamasında Pratik Protokol
Gliserin içerikli ürünlerden maksimum bariyer faydası elde etmek için uygulama sırası ve ortam koşulları belirleyicidir. Aşağıdaki adımlar, klinik dermokozmezoloji pratiğiyle uyumlu bir sabah rutini çerçevesi sunar:
Temizlik: pH dengeli, sürfaktan açısından hafif bir temizleyici kullanın. Agresif temizleyiciler NMF'yi ve yüzey lipidlerini uzaklaştırarak gliserinin sonraki adımdaki etkisini azaltır.
Gliserin içerikli tonik veya essence: Cilt hâlâ hafif nemli iken uygulayın. Islak ciltte uygulama, humektanın su çekme kapasitesini artırır ve penetre olma sürecini hızlandırır.
Serum katmanı: Ceramide, niacinamide veya peptit içerikli bir serum ekleyin. Bu katman hem gliserinin bıraktığı aktif madde yuvasını doldurur hem de lipid sentezini destekler.
Oklusif/emollient son katman: Squalane veya ceramide içerikli bir krem ya da bariyer kremiyle kapatın. Bu adım gliserinin çektiği nemi kilitleyerek "nem buharlaşması" paradoksunu önler.
SPF (sabah rutininde): Güneş koruyucu bariyer üzerine son katman olarak uygulanır. Bariyer sağlığı SPF etkinliğiyle doğru orantılıdır; güçlü bir bariyer fotoprofilatif moleküllerin dağılımını da optimize eder.
Bariyer Bozukluğu Olan Cilt Durumlarında Gliserin
Gliserin ve cilt bariyeri ilişkisi, patolojik bariyer bozukluğu senaryolarında özellikle değer kazanır. Egzama ve cilt bariyeri ilişkisini inceleyen araştırmalar, atopik dermatitli bireylerde filaggrin mutasyonlarının bariyeri yapısal olarak zayıflattığını ve bu hastalarda topikal gliserinin hem TEWL'yi hem de kaşıntı skorlarını anlamlı biçimde düşürdüğünü ortaya koymuştur.Fluhr et al., 2008
Benzer biçimde rozasea, bariyer işlev bozukluğuyla yakından ilişkili bir durumdur. Rozasea hastalarında zaten yüksek olan bariyer permeabilitesi, gliserin içerikli nazik nemlendirici kullanımıyla stabilize edilebilir; bu yaklaşım trigerları azaltır ve alevlenme sıklığını düşürür.
Atopik cilt söz konusu olduğunda gliserin içerikli emollientlerin erken ve düzenli uygulaması, bariyer desteğinin önleyici bir strateji olarak işlev gördüğünü destekleyen kanıtlar giderek güçlenmektedir. EMOLLIENT PLUS çalışması gibi büyük ölçekli klinik araştırmalar, yenidoğan döneminden itibaren başlayan emollient uygulamasının atopik duyarlılığı azalttığını göstermiştir.Simpson et al., 2014
Bu Belirtiler Sizin İçin Ne Anlama Geliyor?
Gliserin ve cilt bariyeri ilişkisini anlamak, yüzeyizdeki sorunları kökenine bağlamak demektir. Aşağıdaki belirtiler bariyer zayıflığının habercisi olabilir; gliserin içerikli bir rutinin bu belirtileri nasıl ele aldığını görmek, bakım planlamanızı kökten değiştirebilir.
Bu, bariyerin çekilen nemi tutamadığına işaret eder. Gliserin içeren bir formülasyon üzerine oklusif bir katman eklemek, nemin buharlaşmasını önler ve gerginlik hissini uzun saatler boyunca ortadan kaldırır.
Temizlik sonrası reaktivite, bariyer permeabilitesinin artmış olduğunu ve irritanların daha derin penetrasyon yaptığını gösterir. Gliserin bu ortamda bariyeri stabilize ederek irritan duyarlılığını azaltır.
Düşük nem ve soğuk, stratum corneum'daki su içeriğini düşürür; korneositler plastisitesini yitirir ve görünür pullanma başlar. Gliserin ortam neminden bağımsız bir iç nem rezervi oluşturarak bu döngüyü kırar.
Işıltısız, mat bir görünüm çoğunlukla yüzeysel hidrasyon eksikliğinin göstergesidir. Gliserin, stratum corneum'un ışığı düzgün yansıtmasını sağlayan optimal su içeriğini restore ederek doğal parlaklığı geri kazandırır.
Sonuç
Gliserin ve cilt bariyeri ilişkisi, modern dermokozmetiğin en iyi kanıtlanmış etkileşimlerinden biridir: Aquaporin-3 regulasyonu, NMF desteği, ceramide sentez aktivasyonu ve TEWL azaltımı gibi çok katmanlı mekanizmalar, gliserini yüzeysel bir "nem verici" olmaktan çok daha öte bir aktif konumuna taşır. Doğru konsantrasyon, uygun uygulama katmanı ve tamamlayıcı aktiflerle desteklendiğinde gliserin, bariyer onarımının temel taşı hâline gelir.
CIRÈLL'in Biomimetik Tribarrier Sistemi, gliserini ceramide, kolesterol ve destekleyici aktiflerle bilimsel oranlarda birleştirerek bu mekanizmaların tamamını tek bir formülasyon deneyiminde sunar; bariyerinizi yalnızca nemlendirmekle kalmaz, kökten onarır ve uzun vadeli dayanıklılığını güçlendirir.
Humektanları rutininize doğru entegre edin
Gliserin ve benzeri nem çekicilerin doğru kullanımını birlikte planlayalım.
WhatsApp'ta Sor
Sıkça Sorulan Sorular
Gliserin tam olarak ne işe yarar ve cilt bariyeriyle ilişkisi nedir?
Gliserin, üç hidroksil grubu taşıyan küçük bir poliol molekülüdür. Ciltte iki temel mekanizma üzerinden etki eder: Birincisi, stratum corneum'daki su içeriğini artırarak korneositlerin esnekliğini ve bariyer bütünlüğünü korur. İkincisi, aquaporin-3 kanallarını düzenleyerek epidermal su transportunu optimize eder. Bunların ötesinde gliserin, ceramide sentez enzimlerini aktive ederek bariyerin lipid matrisini yapısal olarak güçlendirmeye katkıda bulunur. Bu çok katmanlı etki profili, gliserini sadece yüzeysel bir nem tutucu değil, gerçek anlamda bariyer destekleyici bir aktif hâline getirir.
Gliserin mi, hiyalüronik asit mi daha etkilidir?
Her iki aktif de humektan sınıfına girer ancak farklı mekanizmalarla çalışır. Hiyalüronik asit, yüksek molekül ağırlığı sayesinde cildin yüzeyinde yoğunlaşarak yüzeysel hidrasyonu korur; düşük molekül ağırlıklı formları daha derin katmanlara penetre olabilir. Gliserin ise daha küçük bir moleküldür ve epidermal katmanlara hızla penetre olarak AQP3 üzerinden su transportunu düzenler, ayrıca ceramide sentezini uyarır. İkisi birbirinin rakibi değil tamamlayıcısıdır; farklı molekül ağırlıklı hiyalüronik asit ile gliserini bir arada kullanan formülasyonlar, hem yüzeysel hem de derin hidrasyonu eş zamanlı destekler.
Gliserinin cilt bariyerine zarar verme riski var mı?
Formüle edilmiş ürünlerde kullanılan konsantrasyonlarda (%2–20) gliserin oldukça güvenli ve iyi tolere edilen bir aktiftir. Ancak saf gliserin %50'nin üzerinde konsantrasyonda uygulandığında, özellikle düşük nemli ortamlarda, osmotik gradient tersine dönebilir ve stratum corneum'dan su çekebilir; bu durum dehidrasyona yol açar. Bu risk, kozmetik formülasyonlarda emollient ve oklusif bileşenler eklenerek ve gliserin konsantrasyonu optimize edilerek önlenir. Piyasadaki bariyer kremlerinde genellikle %3–10 aralığında gliserin bulunur ve bu aralık hem etkin hem de güvenlidir.
Gliserini hangi sırayla uygulamak gerekir?
Gliserin içerikli ürünler (tonik, essence, serum) temizlik sonrasında, cilt hâlâ hafif nemli iken uygulanmalıdır. Islak ciltte uygulama, gliserinin su çekme kapasitesini artırır ve penetre olma sürecini hızlandırır. Ardından ceramide, niacinamide veya peptit içerikli bir serum katmanı, son olarak da emollient veya oklusif bir krem eklenir. Bu "nemli zincir" yaklaşımı, gliserinin çektiği nemin buharlaşmasını önler ve uzun süre devam eden bir hidrasyon sağlar.
Yağlı ciltler gliserin kullanabilir mi?
Evet, gliserin yağlı ciltler için de oldukça uygun bir aktiftir. Yağlı ciltlerde bariyer işlev bozukluğu söz konusu olduğunda, cilt bu açığı kapatmak için aşırı sebum üretir; nemlendiriciyi atlamak bu döngüyü kırmaz, aksine kötüleştirir. Hafif, yağsız bir formülasyondaki gliserin, sebum üretimini dengelemeye ve bariyer stabilitesini artırmaya yardımcı olur. Yağlı ciltler için jel veya su bazlı formülasyonlar idealdir; ağır kremler yerine bu tekstürleri tercih etmek hem konfor sağlar hem de tıkanıklık riskini minimize eder.
Gliserin atopik dermatit veya egzamaya yardımcı olabilir mi?
Klinik kanıtlar bu soruya olumlu yanıt vermektedir. Atopik dermatitli bireylerde filaggrin mutasyonları bariyeri yapısal olarak zayıflatır ve TEWL'yi artırır. Günde iki kez uygulanan %5 gliserin içerikli losyonun 4 haftada TEWL'yi ortalama %27 oranında düşürdüğü ve kaşıntı skorlarını iyileştirdiği randomize kontrollü çalışmalarla gösterilmiştir. Gliserin, atopik ciltte hem semptom yönetimine hem de bariyer onarımına katkıda bulunur; bu nedenle uzman rehberlerine göre atopik cilt bakımının ayrılmaz bir parçasıdır.
Gliserin hangi içeriklerle birlikte kullanılmamalıdır?
Gliserin formülasyon açısından son derece uyumlu bir aktiftir; çok az sayıda gerçek antagonist etkileşimi bildirilmiştir. Dikkat edilmesi gereken başlıca nokta, yüksek konsantrasyonlu alkol içerikli tonikler üzerine gliserin uygulamaktır: Alkol stratum corneum'u geçici olarak dehidrate ettiğinden, hemen ardından uygulanan gliserin deri altı katmanlarından su çekme riski taşıyabilir. Bunun dışında gliserin; retinoller, asitler (AHA/BHA), niacinamide, ceramide ve peptitlerle sorunsuz biçimde kombinlenebilir.
Yaşlanan ciltlerde gliserin ne fark yaratır?
İleri yaşla birlikte NMF konsantrasyonu, ceramide üretimi ve AQP3 ekspresyonu azalır; bu üç değişiklik birlikte cilt bariyerinin su tutma kapasitesini önemli ölçüde düşürür. Gliserin, NMF bileşenlerini taklit eden yapısıyla bu eksikliği kısmen karşılar ve AQP3 aktivitesini destekler. Özellikle retinol gibi bariyer üzerinde geçici bir yük oluşturan aktiflerle birlikte kullanıldığında, gliserin bariyerin tampon kapasitesini koruyarak retinol toleransını artırır. Yaşlanan ciltlerde sabah ve gece rutinlerinin ikisinde de gliserin içerikli bir adım bulunması önerilir.
Gliserin içerikli ürün seçerken nelere bakmalıyım?
İçerik listesinde gliserinin ilk beş sırada yer alması, formülasyonda anlamlı bir konsantrasyonda bulunduğunun işaretidir. Yalnızca gliserin içeren ürünler yerine, gliserini emollient (ceramide, squalane, shea butter) veya oklusif (petrolatum, beeswax gibi küçük miktarlar) bileşenlerle birleştiren formülasyonları tercih edin; bu yapı "nemlendirici-kilitleyici" döngüsünü tamamlar. Ayrıca parfüm, alkol ve yüksek konsantrasyonlu glikol içerikleri bariyer açısından zayıflatıcı olabileceğinden bu bileşenlerin listede alt sıralarda ya da hiç bulunmadığı ürünleri seçmek bariyer dostu bir rutinin temelini oluşturur.
CIRÈLL Perspektifi: Bariyer Yapısını Yeniden İnşa Eden Formülasyon
CIRÈLL'in Biomimetic TriBarrier™ sistemi, stratum corneum'un doğal lipid kompozisyonunu taklit ederek ceramide, kolesterol ve serbest yağ asitlerini fizyolojik oranlarda sunar. Yapısal onarım yalnızca yüzeysel değil, lamellar düzeyde gerçekleşir.
Bilimsel Kaynaklar
- Fluhr JW, Darlenski R, Surber C. Glycerol and the skin: holistic approach to its origin and functions. Br J Dermatol, 2008.
- Hara M, Verkman AS. Glycerol replacement corrects defective skin hydration, elasticity, and barrier function in aquaporin-3-deficient mice. Proc Natl Acad Sci USA, 2002.
- Rawlings AV, Harding CR. Moisturization and skin barrier function. Dermatol Ther, 2004.
- Bissett DL. Common cosmetic ingredients — what's the evidence? J Cosmet Dermatol, 2008.
- Camargo FB Jr, Gaspar LR, Maia Campos PM. Skin moisturizing effects of panthenol-based formulations. J Cosmet Sci, 2011.
- Simpson EL, Chalmers JR, Hanifin JM, et al. Emollient enhancement of the skin barrier from birth offers effective atopic dermatitis prevention. J Allergy Clin Immunol, 2014.
- Bouwstra JA, Ponec M. The skin barrier in healthy and diseased state. Biochim Biophys Acta, 2006.